| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | leave behind v. | arkasında bırakmak | ||
|
I am sad for the people that I will be leaving behind. Arkamda bırakacağım insanlar için üzülüyorum. More Sentences |
||||
| General | leave behind v. | geride bırakmak | ||
|
They have been given a guarantee that they will fly and they are left behind. Onlara uçacaklarına dair bir garanti verildi ve geride bırakıldılar. More Sentences |
||||
| Idioms | ||||
| Idioms | leave behind v. | ardında bırakmak | ||
|
She thought of her cat left behind at home. Evde ardında bıraktığı kedisini düşündü. More Sentences |
||||
| Idioms | leave behind v. | geride bırakmak | ||
|
They have been given a guarantee that they will fly and they are left behind. Onlara uçacaklarına dair bir garanti verildi ve geride bırakıldılar. More Sentences |
||||
| Idioms | leave behind v. | unutmak | ||
|
I left behind the keys to my car. Arabamın anahtarlarını unutmuşum. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | leave behind v. | geçmek | ||
| General | leave behind v. | arkada bırakmak | ||
| General | leave behind v. | iz bırakmak | ||
| Idioms | ||||
| Idioms | leave behind v. | terk etmek | ||
| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | leave behind a sorrowful spouse v. | arkasında acılı bir eş bırakmak | ||
| General | leave someone behind to mourn v. | arkasında yasını tutacak birini bırakmak | ||
| General | leave evidence behind him v. | arkasında delil bırakmak | ||